bırak açsın yüzünde gül

tears-on-a-branch.jpg

yanağına süzülen yaşı hor görme. tomurcuğu sular, gonca açıversin diye gül yüzünde. bırak aksın içindeki yara kana kana. ağırlığını hafiflet ki kanatlarını açabil yeni ufuklara. kanatlarını çırp tüm gücünle. yırtılıp seni taşımayacak hale gelene kadar çırp. göster dünyaya hayata nasıl da sımsıkı bağlandığını. seni al aşağı etmelerine sakın izin verme. yapma bu eziyeti kendine, yapma sakın! göz yaşlarınla kurtul içindeki zehirden. gör korkularını, gör çelişen ruhunu. korkma sakın kendinden, silebilirsin içine işleyen kötü kalem izlerini aldığın güçle sevginden. bak gökyüzüne, bak yıldızlara, bak güneşe. hatırla kim olduğunu, utan kendinden. aydınlıklar içinde yaşarken onları karartabildiğin için utan. görebilme yetin varken kendini ama yaptığın için utan. sevgiyle yoğrulmuşken sevgisizliğin kollarına  kendini attığın için utan. nefretle çizdiğin için çerçeveni, utan ki ne utan! utan ama unutma! sen yaratmış olsan dahi balçıktan dünyanı, yine sen yeşertebilirsin çorak toprağını. dön aynaya bir kere bak sadece. sor sonra kendine. kim olduğunu sor, neye dönüştüğünü sor. neden bu işkenceyi kendine yaptığını sor. cevaplardan utanma, çekinme hiç. aynaya bakarak cevapla. cevaplar çıktıkça dudaklarının arasından hafiflediğini hisset. yüzleş kendinle. kendine yarattığın zindandan çıkma vakti gelmemiş mi hala?  gelmiş de geçiyor belki de…

14 Kasım 2010, Firenze