
Kurumuş yaprakların üstüne bastığında duyduğun o ses.. Hatırladın mı?
Hatırdan mı, esastan mı?
Sen beni hatırladın mı?
İçinde bildiğin beni, hatırladın mı?
Güzden mi, bahardan mı? Hangi mevsimden kalmış yapraklarım sende? Yeşil can erik mi yoksa gün kurusu mu?
Sana bakan yüzüm doğuda mı batıda mı? Ezan sesi mi yoksa kilise çanı mı eşlikçi dudağımdan çıkanlara?
Hangi şehirdeyim senle? Hangi ülkede?
Hangi nehrin kıyısındayız? Hangi kahveyi yudumluyoruz kalemi kağıda değdirirken?
Çayı sütle mi yoksa demli mi içiyoruz?
Dünyanın dört bir yanında mısın? Yoksa kalbimin tam ortasında mı?
Sevgiden mi susuyorsun yoksa sevgiye olan susuzluğundan mı?
Kalbinin anahtarı su gibi aşk mı? Yoksa suya yazılmış bir akşam mı?
Çöz beni dediğinde çözsem bir dert çözmesem iki..
İkiden bir, birden iki..
Kolay değil, zor da denmez ama bu iş dünya işi de değil be..